29 Ağustos 2014 Cuma

Ne Okudum#7: Sinan Akyüz/İncir Kuşları

Merhabalar, sadece bir günde bitirdiğim ve içimin sızladığı bir soykırım kitabından bahsetmek istiyorum sizlere bugün.





















Kitabın arka kapak yazısı;

Sinan Akyüz’den Yüreğinize Dokunacak Bir Kitap!
Boşnak Kızın Bir Solukta Okunan Gerçek Hikâyesi…
Çok satan romanlarıyla tanınan ve geniş okur kitlesine sahip yazar Sinan Akyüz yine ses getirecek son kitabıyla okurlarını selamlıyor. Alfa Yayınları’ndan çıkan İncir Kuşları’nda yazar, Bosnalı bir genç kız olan Suada’nın gerçek yaşamından yola çıkıyor. Okuru savaşın ve aşkın yakıcı gücüne tanıklığa davet ediyor.
Bosna tüm bilinmeyenleriyle ilk kez Sinan Akyüz kalemiyle yazıldı…
Sinan Akyüz dünyanın seyirci kaldığı bir soykırımı Suada’nın öyküsüyle yeniden gündeme getiriyor. Yakın tarihi edebiyatla buluşturan yazar, aşkın içinde “savaşı ve şiddeti”, savaşın içinde de “aşkı ve inancı” ustalıkla harmanlıyor. Bu romanla Bosna Savaşı’nın bilinmeyen bambaşka bir yüzü gün ışığına çıkarken; kitap okuyucusuna sürpriz bir sonla veda ediyor.
*
Aynı ırktan geliyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Bir tek dinleri farklıydı. Biri Müslüman Boşnak genci, diğeri ise Hıristiyan Sırp’tı. İkisi de konservatuardaki aynı Boşnak kızına âşık olmuşlardı. Ve bir gün bu iki genç, güzeller güzeli Suada’ya aşklarını ilan ettiler. Ancak gençlerden biri aşkına karşılık bulmuş, diğeri ise “Kalbimde iki kişiye yer yok” cevabını almıştı.
Takvim yaprakları 6 Nisan 1992′yi gösterirken bir bomba düştü beyaz zambakların açtığı yüreklere… Suada patlak veren savaşın estirdiği rüzgârda âdeta savrulan bir yaprak gibiydi. Savruldu, savruldu, savruldu.. Sonra da kader onu bir zamanlar ‘hayır’ dediği genç adamın eline esir düşürdü. Genç adam, o gün ela gözlü çöl ahusuna bakmış “Kader bizi ne inanılmaz bir şekilde birleştirdi, görüyor musun Suada?” demişti.
Modern zamanlarda Avrupa’da yaşanmış bir soykırımda, kadere inananların romanıdır İncir Kuşları…
Kitabın konusu:

Güzeller güzeli boşnak Suada konservatuar öğrencisidir. Konservatuar da iki genç suada'ya aşık olur ve bir gün ikisi de aşkını ilan ederler. Gençlerden biri aşkına karşılık bulur bir diğeri ise hayır cevabını alır.

Tarih 6 Nisan 1992'yi gösterdiğinde Boşnak ve Sırplar arasında bir savaş başlar. Suada'nın bütün dünyası savrulur bir oraya bir buraya. Ama kader bir zamanlar 'Hayır' dediği gencin eline düşürür onu... Ve suada zor şartlar altında ezilir, durur...

Değerlendirme:

Hayatımda ilk defa bir kitap beni bu kadar etkiledi. Hatta kitabı okunmaya devam ederken dışarıdan silah seslerine benzer sesler duyup savaş başladı zannedip korktuğum bile oldu. O derece yani:-)  
O soykırımı okurken o kadar içim sızladı ki gözlerim fal taşı gibi açılmış bir şekilde okumaya devam ettim. Psikolojim bozuldu ve adalete sövdüm. Kitabı bitirip kitaplığıma yerleştirirken 'göz yaşlarımi içime akıttım' :( 
Allah onları bildiği gibi yapsın. Ne diyelim:-[  
(Yakın bir zamanda Bosna-Hersek'e gitmeyi planlıyoruz ayrıca)


Şimdilik görüşmek üzere. BARIŞ HEP SİZİNLE OLSUN.

İlginizi Çekebilir:

0 yorum:

Yorum Gönder